18 Ekim 2010 Pazartesi

1. SINIF OKUTMAK


                  Öğrencilerin defterlerine baktım bugün yine. Tek tek,  hepsine yıldız attım, küçük notlar düştüm sevinsinler diye. Minik elleri ile nasıl yazmaya çalışıyorlar bir görseniz. "Ne zormuş bu elyazısı canım" diyorlar sanki bazen bakışları ile. Düz bir "e" yapmak varken ne öyle çengelli çengelli. Bazılarının terden avuçları nemleniyor, kimisinin küçücük dilleri dışarıda, of dercesine geriye atıyor kahküllerini minik Yaren.Yine de bırakmıyor yazmayı.
                    "Aferin çocuklar" diyorum onlara "Bu sınıftan ne yazarlar, ne şairler, ne doktorlar, ne mühendisler çıkacak ..." Bakıyorlar biraz şaşırıp. İyi bir şey söylediğimi hissediyorlar sonra. " Sizin  yazınız şahane olacak" diyorum onlara.Gösterdiğim heceyi hemen okuyan bir başkasına "Sen çok hızlı okuyacaksın kitapları" diyorum. Gülümsüyor... O da bana yetiyor.
                    Bazen korkuyorum aslında, ya okuyamazlarsa diye geçiriyorum içimden .  Aaaa diyorum iç sesime, sonra ne olacaklar bak görürsün, büyüsünler seni bile beğenmeyecekler, korkma sen. Kendimi rahatlatıyorum.
                    Gözlerine bakıyorum sonra, nasıl cinler var, nasıl pırıl pırıl  bakıyorlar. "Su mataranı askıya as" diyorum dalgın bir oğlana. "As" diye yankılıyor benim cümlemi .Gülüyor sınıf. "Arkadaşınız çok şakacı değil mi ?"diyorum, durumu toparlamak için.
                   Bazen ciddi durmam gerekiyor sınıfta. Ne yazık ki çok gülersem tepeme çıkıyorlar sonra. O yüzden   iki gülüp bir somurtuyorum arada. Bu arada eski sınıfımdaki bir grup öğrenci öbür binadan kalkıp geliyorlar her tenefüs. Onların da anlatacak ne çok şeyleri var. Branş öğretmenlerinin yaptığı herşeyi anlatmaya çalışıyorlar bana. Sınıfta kim ne demiş, derste kim konuşmuş, disipline kim gitmiş felan...Anlamıyorlar artık benim başka sevgililerim var. Kabullenemiyorlar. "Hadi geldiniz yardım edin bakalım" diyorum. Yeni öğrencilerimin yaptığı resimleri astırıyorum panoya eski öğrencilerime.  Hevesle asıyorlar. Zil çalıyor. Eskiler sınıflarına giderken yenileri gelip "Çok acıktım "diyor düğme burunlu sarı bir oğlan." Ben de, ben de" diyor diğerleri ."Beslenme yapalım mı? "diyorlar. "Hadi yapın bakalım "diyorum gülerek. "Oleyyyyy..." diye bağırıyorlar.                

4 yorum:

Nessuno dedi ki...

Sevgili Aylardan Şubat,

Belliki gülmek yaraşıyor size, altıncı hissim kuvvetlidir, görmeden hissederim bazen :) Ve eminim ki sizin sınıftan çok star çıkacak bu kadar iyi motive ettiğiniz için, bravo, bravo ve yine bravo :)

hayal kahvem dedi ki...

Sevgili öğretmenim,
O kadar tatlı bir yazı olmuş ki, "keşke benim öğretmenim de Aylardan Şubat olsaydı" diye aklımdan geçirdim.

Öğrenmek ne zor şeydir gerçekten! Neden herşeyi bilerek doğmuyoruz ki diye ne çok somurtum oflayıp püflerdim biliyor musunuz? Ayakkabı bağlamak, düğme iliklemek,
hatta ıslık çalmak... Heyy, ya parmak şıklatmak..Of, bunları öğrenmek bile ne zor gelir... Bilirim... Hele ki okuma yazmayı öğrenmek.. Of!O bıcırıklara öğretmek... Kolay gelsin:))
Benim halen devam ediyor öğrencilikte zorlanmam biliyor musunuz? Şimdi bağlama kursunua gidiyorum ya, hemen neden öğrenemiyorum, neden zaten çalmayı bilmiyorum diye derste arada pofluyorum:))

Aylardan şubat dedi ki...

Merhaba Nessuno,
Gülmenin yakışmadığı insan yoktur değil mi? Biz eğitimciler ödevlerle çok bunaltmazsak yıldızları daha çok parlayacak gibi.Bir öğretmenin sayıklamalarına değer verip okuduğunuz için sonsuz teşekkürler.

Aylardan şubat dedi ki...

Merhaba Hayal Kahvem,
Sınıfta cimcime bir öğrencim var. Sanki sizin çocukluğunuz.Vildan lar tükenmez geliyorlar ardınızdan:))