25 Temmuz 2010 Pazar

                                      ESKİ DEFTERLERİ AÇMAK
        Öyle duruyor işte kütüphanede. Şiir kitaplarına ayrılmış rafta, kırmızı solmuş cildi ile bana göz kırpıyor. "Açmak istemiyorum şimdi seni "diyorum. Daha bir soluyor sanki sırtındaki cildin rengi. Burnuma yanık gül yaprakları kokusu geliyor. İçim fena oluyor, kıyamıyorum. Öksüz bir çocuğu teselli etmek ister gibi bir duyguya kapılıyorum, "Şöyle bir sırtını okşuyayım yeter" diyorum. Defteri usulca alıp cildini biraz okşuyorum. Kulağıma yaklaştırıyorum sonra. Kahkahalar, deniz sesi, cadde sesi,tren sesi,müzik sesleri duyuyorum. Usulca elime ilk gelen sayfayı aralıyorum. Biraz tuzlu, biraz mürekkebi bulanık bir sayfa parmaklarımın arasında:                       

                                           Kelimeler Kafi
Ayrılıktan mıdır nedir kavuşma isteği, bu gayret

Seneler geçti eskimemiş bu sevda hayret

İstanbul gecelerinde, Paris sokaklarında, Ankara'da evimde böyle bu
Bodrum'a gidemez oldum yıldızlar şahidim

Yıldızlar uzak, anlatmak zor
Sevgilim olmadı senden sonra dostlarım benden apayrı
Kızım büyüdü maşallah senin de bir oğlun olmuş ne güzel

Ortayaşlı olduk artık saçım hafif kel
Seninle kırılmışız bir zaman
Tamiri zor bilirsin

Kırık kalpler derneğinde suskunuz
Son bir denemeye ne dersin?

Ödemeler peşin bu sefer
Ümitler en kolay becerdiğim
Kelimeler kafi...
                                 Mazhar Alanson
          
   Liseli günlerimden birinde caddede aylak aylak yürürken, trafiğin içinde bir tanıtım aracı bangır bangır " Ele Güne Karşı" çalıyor, adeta etrafı inletiyordu. Bir kaç gün sonra MFÖ nün konseri olacağını söylüyor, avaz avaz bilet satış noktalarını haykırıyordu.
  En samimi arkadaşım ile birbirimize baktık. Ne yapıp edip bu konsere gitmeliydik. Ama nasıl?  Hani  Ali Desidero  şarkısında olduğu gibi "Bir  alavere dalavere çevirmeli"ydik galiba. Hatırladığım kadarıyla tüm çabalarımız boşa gitti. Evdekiler yaptığımız tüm numaraların hiçbirini yemediler. Biz o konsere gidemedik.  
  O sıralar apartmanın alt katında küçücük bir dükkana plakçı açıldı. Hala duruyor olmalı  yeri birkaç dükkan ileri taşınsa da "Santana Plak" hala ayakta. Yıllar varki tek bir Cd bile almadım ordan ama çok iyi hatırlıyorum MFÖ ' tüm kasetlerini ordan almıştım. Tabiki  Madonna' nın tiftik gibi kabartılmış sarı kısa saçlı, benli ve kabarık etekli bir resmi olan Like a Virgin kasetini  de... 
  Neyse MFÖ' yü konserinde izlemek için üniversiteli olana kadar beklemem gerekti. Bursa'da açıkhava tiyatrosunda, önümde iki kız tüm konser boyunca başlarını sallayarak ve biz de kah etrafı , kah onları seyrederek konseri tamamladık. Konserlerde çok çılgın tipleri hepimiz görmüşüzdür ama bunlar gerçekten pes dedirtecek kadar vardı doğrusu.Hiç mi kafa yerinde durmaz, o kadar çevirince baş nasıl dönmez bilemiyorum doğrusu.
 Daha sonra İstanbul' da Harbiye Konserlerinde' MFÖ' yü izledim hala da inanılmaz seviyorum. 
  Bu gün eski bir defterimin sayfalarını karıştırken yukarıdaki satırları buldum. Yanıda Mazhar Alanson'un kepli  siyah- beyaz okuldan mezuniyet resmini yapıştırmışım. Yıl 1989,aylardan şubat. Sararmış sayfalarda " Bisiklet yolunda yalnızım" diye yazmışım.
 Çok güldüm" Kırmızı kar yağınca, sana geleceğim kırmızı süveter" yazmışım. Ne güzel iyiki de bu yazıları yazmışım, bu defter bu günlere sağlam ulaşmış. Az mı ezildi  yatak altlarında saklanmaktan, az mı arama geçirdi .İyi bakmışım ona. Yıllardır kütüphanede rahat rahat duruyor oysa. Gizli saklı birşeyi, hesap soracak kimsesi yok çok şükür. "Ben öldükçe yazarım" diye bir cümle yapıştırmışım bir kenarına. Büyük bir özlemle okulların açılmasını istediğim anlaşılıyor bir başka sayfada. Ne tuhaf hala eylülün gelmesini ve okulların açılmasını bekliyorum sabırsızlıkla. Değişen hiç birşey yok bu sinemada...