2 Temmuz 2010 Cuma




Seni Öyle Seviyorum ki
Bolkonun demirlerine yaslanmış dışarı bakıyorum. Deniz çok durgun ve kibirli. O kadar sonsuz gözüküyorki... Senin denizin öbür yanında olduğunu bilmesem,seni benden ayıran bir çizgi gibi aramızda durmasa belki denizi daha çok severdim.
Çıkıp yanına gelmek istedim birden. Odaya geçip çantama alelacele telefonumu koyup, anahtarlarımı elime almıştım ki durdum. Ne diyecektim, görünce seni. Ayrılmayı isteyen ben değilmiydim. Senin de ne acılar çektiğini bilmiyor muydum? Gözlerin "gitme"derken ,bir bahar günü seni terketmedim mi? Hala beni ne kadar sevdiğini mi görmek istiyorum acaba? Şu saatlerde çalışıyor olmalısın. Seni büyük bir masanın yanında konuşuyorken görüyorum. Odaya girsem, kapıda beni görsen, iş arkadaşlarının şaşkın bakışları altında "Seni öyle seviyorum ki" desem...

2 yorum:

vildan dedi ki...

Sevgili Aylardan Şubat, gene romantik bir yazı döşenmişsiniz. Yüreğinize sağlık! Geçmişte yarım kalan bir aşk kokusu aldım.. Zagor'un yarım kalan maceraları gibi sanki:) Aklınıza geldikçe içinizde bıçak sokması gibi SWAAACH! efektli bir acı hissediyor olmalısınız.Sıtkı Sıyrıl'ın bir acı tarifi vardır bilmem bilir misiniz? Acıyı tarif ederken, Zagorsever bünyenin acısını anlatır da, en iyi acı tarifinin çizgi romanların yarım kalmış macerası olduğunu söyler... Sizin yazınız da böyle bir yarım kalmış Zagor macerası tadı verdi ne yalan söyleyeyim:)
Ayrıca mutlaka Zagor okumanızı tavsiye ederim.
İyi gelebilir.. Kim bilir?!

Aylardan şubat dedi ki...

Evet kesinlikle Zagor okumaya başlıyacağım. Belki acılarıma ilaç olabilir.
Hava çok güzel dışarılarda bir yerler beni çağırıyor.Bir bakıyım oralarda Zagor satan bir kitapçı bulabilecek miyim?
Her zaman takibinizdeyim.
Sevgiler...