11 Haziran 2010 Cuma


İlk ismine vuruldum. Aşkname yani aşk mektubu demekti sanırım. Satırlar ilerledikçe hem yazarın eşsiz anlatımı hem de hikayelerin verdiği büğü beni kendine meftun etti.
Çok zamandır savrulmamıştım böyle. Hayal Banu ve Şairin içli ve hazin aşklarını onlarla birlikte yaşadım gizlice.
Kitaptaki altını çizdiğim cümlelerden birkaçı;
Sümbüli bir bahar akşamıydı. Zeminine gül yaprakları serpiştirilmiş tepsi...
Şiiri kağıtlara yazmakla ne büyük bir hata ettiğini şimdi anlıyordu...
Gerçek şiiri şimdi sizi gördümde tanıdım...
bahçedeki yasemin çiçeklerinden dimağına doluşan ıtır..
Aşk bir şiirin adı olmalı...

4 yorum:

vildan dedi ki...

Aylardan Şubat eski zamanlardan hatta sanki konak hayatından hoşlanan biri olmalı:) Sanki bloğunuzun kokusu ve resimleri öyle bir his uyandırıyor. Fakat genç biri olmalısınız.. Şöyle bir bakınca, dumanı tüten taze çekilmiş kahve tadı aldım, niyeyse.. Ahh! Keşke tanısam sizi ve keşke şöyle karşılıklı bir kahve içsek.. Hatta keşke eski zaman öyküleri anlatsanız bana.. Yüreğimin delhizlerinden bir kara tren gelip geçse... Gizli gizli bir cigara bile içebiliriz belki, ne dersiniz Aylardan Şubat... Kabul eder misiniz teklifimi? Yoo... Her yeni tanıdığım insana böyle bir teklifte bulunmam inanın. Nedense sizi canımdan biri sandım... Böyleyken böyle işte... Eğer kabahat eylediysem ne olur hiç kusuruma bakmayın... Yazılarınızı merakla takip edeceğim. Hoşçakalın.

Aylardan şubat dedi ki...

Sevgili hayal kahvem, ben de sizin gizli bir hayranınızım aslında. Yazılarınızı her gün zevkle okuyorum. Hele mucizevi yemek tariflerinize doyum olmuyor.Beraber kahve mi içmek istiyorsunuz? Neden olmasın? Ama ben sıkıcı biriyimdir aslında. Şiirler,şairler, romanlar ve sinemadan başka pek konuda bilmem konuşacak. Sonra biraz melankolik, hayalci ve hüzünlüyümdür.Ama bir sahil kıyısında beraber sıkılmasanız uzun uzun denizi ve martıları seyredip susabiliriz. Ya da bir alışveriş merkezi kafelerinden birinde gürültünün içindeki sessizliği duyumsarız birlikte. Eğer aşk ile ilgili 21. yüzyılda hala söylenmemiş birşeyler kaldı ise o zaman uzun uzun konuşabilirim sizinle. Hala bir yerlerde yaşadığını bildiğim ve gizliden giliye takip ettiğim eski aşkım aklıma geldiğinde, arabayı kullanırken ıssız bir yolda son sürat "Aşk için ölmeli aşk o zaman aşk" diye bağırabilirim. Ya da yasemin çiçeğini koklayıp bir anda ağlamaya başlayabilirim dizlerim üstüne çöküp. Eğer bunun gibi şeylere alışığım diyorsanız o zaman ben de sizinle tanışmak isterim.
Sizinle bir sonbahar günü tanışalım bence. İlk sarı yaprakların dökülmeye başladığı bir gün olmalı. Saçlarımız da hafifçe ıslanmalı yağan yağmurda,Atilla Atalay' dan konuşmalıyız mutlaka. Sert bir kahve içmeliyiz bol telveli.Şunu da bilinki ben tek yudum içmeden sarhoş olanlardanımdır aslında.Neyse çok kıymetli bir bilgenin dediği gibi "Kendinden söz etmemek bir erdemmiş" aslında. Gördüğünüz gibi ben sınırı aştım galiba.
Hoşça kalın, ben burdayım.Yine beklerim efendim.

vildan dedi ki...

Aylardan Şubat, cevabınızı okudum... Sonra tekrar tekrar okudum. Siz... Siz... Gerçek misiniz?

Kahve,hüzün, atilla atalay, hatta belki attila ilhan... yağmur, düşen sarı sarı yapraklar... ve aşk tabii.. aşk için ölmeli aşk o zaman aşk öyle mi? ne diyebilirim ki? söyleyin eylül geldiğinde sizi nerede bekleyebilirim? bloğunuzun takipçisiyim... umarım daha sık yazarsınız...teşekkürler! afedersiniz, son bir soru... acaba zagor da okur musunuz?

Aylardan şubat dedi ki...

Hıımm, eğer Zagor' un hayatında aşka yer varsa okumamakla çok şey kaçırmış olabilirim.
Aslında çok yakışıklı olduğundan başka fazla da birşey bilmiyorum hakkında.Ne yer, ne içer, ne iş ile intikal eder kendileri bilmiyorum.
Masamın üstünde yepyeni kitaplar okunmayı bekliyor. Sanki bana göz kırpıp hadi oku bizi diyorlar. Dışarıda ise gürül gürül bir yaşam. "Çık dışarı hayatın kız ve erkek çocuklarına karış, ak git nemli ve sıcak sokaklarda" diyor. Dolaptaki henüz etiketi çıkarılmamış cd ler dinlenmeyi, kek pişirir misin? diyen kumral çocuk ilgilenilmeyi,tek kaşı havada idareci yıl sonu raporlarını beklerken ya da bir sürü şey varken varsın Zagor'da gelsin .Başımın üstünde yeri var.
Ben değil miyim "çocuk ta yaparım, kariyerde" diyen. Aaaa ne yazacaktım neler yazdım.
Oysa ben tanzimat yıllarında, payitahtta yaşayan, cumbalı evinin serin sofasında" nihansın didede ey mesti nazım / bana sensiz ihanda can ne lazım" terennüm eden resimdeki ahu olmak istiyorum.
İşte bir kaç hayat yaşamak fikri fena olmazdı aslında.