17 Eylül 2010 Cuma

             Maraton Başlıyor:))
        
           Bu yazıyı yazarken bir yandan çok sevdiğim bloglara bakıyorum, bir yandan çenesi hiç durmayan beş yaşındaki sevimli oğluma laf yetişitiriyorum.
           Bu arada elime bugün geçen Bölge Zümre Öğretmenler Toplantısını okuyayım diye çantamı karıştırıyorum.
           Büyük oğlum ise sekizinci sınıfa geçti ve biz ne rahat anne babayız ki dershaneler başlamış, üç hafta geçmiş hiç ilgilenmemişiz. İşte şimdi eşim ve oğlum dershanelerle görüşmeye gittiler.
           Bu arada aygaza koyduğum iki tencere yemekte gözüm, güzel pişmeleri lazım, zira çok ta açım.
           Bu gün okula gitmek için hazırlanırken gözüme siyah topuklu ayakkabılarım takıldı. Neden olmasın giyeyim dedim. Üstüne de tam uygun bir etek ve ceket giydim.Benim minik öğrencilerime hoş görüneyim . Herşey çok iyiydi taki son derse kadar. Son derste ayakkabı ayağımı çok acıtmaya başladı.
           Neyse zil çaldı ve minikleri ailelere teslim edip kendimi can havli ile eve atıp, ayakkabıları verdiği acıyı unutana kadar giymemek üzere  rafa kaldırdım. Oysa çok paralar dökerek ve çok ta severek almıştım kendilerini. İşte sizinle kutuya girmeden önceki son halini paylaşıyorum.
          Pazartesi  okula giderken en rahat ayakkabımı giymeye karar verdim.