9 Kasım 2010 Salı

Taşların Altındaki Solucanlar

                  Anaokulunun kapısından girince beni gören görevli içeri doğru seslendi. Biraz sonra beş yaşındaki oğlum elinde çantası ile göründü. İlk önce her zaman olduğu gibi bana kocaman bir gülümseyişle baktı. Sonra adımları hızlandı. O da bir an önce çıkmak için acele ediyordu. Ne de olsa diğer arkadaşları gitmişti. Ben çalışan anne olduğum için onu diğer annelerin aldığından daha sonra alabiliyordum. Beraber küçük arabamıza doğru ilerledik.
                 Günün tam ortasındaydık. Düşününce pek çok insanın yeni kahvaltıdan kaltığı, hatta pek çoklarının güne merhaba dediği bir saatte bizim okuldan dönüyor olmamız, işin en keyifli yanıydı. Mesleğimi zor olmasına rağmen çok seviyorum.İlk zamanlar gün yeni ağarırken kalkmak  zor gelirdi. Zamanla buna alıştım sanırım. İnsan yaşı ilerledikçe daha az uyumak istiyor galiba. Mesela çok erken olduğu için kalhvaltı yapamazdım önceleri. Gerçi hala sabahları bir bardak çay ve bir  dilim kek yesem öğle yemeğine kadar açlık hissetmiyorum. Bir de makyaj meselesi vardı. Çok gençken sabah yedide gözüme kalem bile süremezdim. Zamanla buna da alıştım sanırım. Ya  da ben herşeye yetişmeye başladım galiba. Artık her konuda hız kazandım.
                Öğretmenliğin en iyi tarafı mahmur mahmur bile olsalar, sabahın köründe sıcacık yataklarından kalkıp gelmiş olan miniklerin o içten "Günaydın öğretmenim " deyişleri. İşte diyorsunuz ki "Yaşam ne güzel şeysin sen"....." Ölürüm sizin için..."
                 Evde öğlen toplantısı bir diğer oğlumun okuldan gelmesi ile hız kazanır. Üçümüz birlikte geçte olsa yapamadığımız kahvaltını acısını çıkarırcasına bir güzel karnımızı doyururuz. Sonra büyük oğlum dershanenin yolunu tutarken biz küçük kardeşi ile başbaşa kalırız. Önce o, kocaman legolar ile inşaat yaparken ben gazeteye bir göz atarım. "Anne sen de oynasana benle" der sonra beraber kuleler ve köprüler inşa ederiz. Sonra sıra Hotwheels arabalarını ve Sharky Park' ı oynamaya gelir.  Dakikalarca onun arabayı pizzacıya götürmesini ,ikimiz için bir pizza sipariş etmesini, Total' den  benzin almasını seyrederim. Bir ok gibi fırlayarak bilgisayarın başına geçer ve ustalıkla "e" harfini tıklar ve oyunlar1 yazar. "Anneee, bak tahtaları hiç düşürmeden kamyonu nasıl sürüyorummmm. " diye seslenir.
                 Sonra ya parka gitmek için ya da bisiklete binmek için dışarı çıkarız. Parkta tırmanma merdivenlerinden düşücek diye korksam bile, en duygudan arınmış sesimle, sanki "Hadi çorbanı kaşıkla bakalım" der gibi sıradan bir ses ile " Ben şurada seni bekliyorum" derim bankı göstererek.
                 Büyük taşları kaldırıp altındaki karınca ve solucanlara bakılması ve en sonra da  yaprakları dökülen ağaçların yapraklarını ayaklarımızla savrulması gibi ritüelleri tamamlayarak, bizim sokağa geliriz. Apartmanın girişinde birinci katta oturan ve benim oğlum yaşındaki kızını, bale kursundan getiren komşum ile karşılaştığımda gülümseyerek bakışırız. Benim tarzan oğlum ile onun leydi kızı da bakışırlar kısa bir süre. Hep birlikte bize gidip bir fincan sıcak çikolata içmeyi öneririm. Asansörde çocuklar tepişirken tüm katlarda birer kez durarak  nihayet eve ulaşırız. İki erkek çocuğum olduğu için mutluyum.Hayat erkeklerle daha güzel bundan emin.

11 yorum:

Nessuno dedi ki...

Çocukları ne güzel anlatmışsınız, keyif aldım...

Elinize sağlık...

Aylardan şubat dedi ki...

Çocuklar ile yaşam çok çok keyifli. O kadar çabuk büyüyorlar ki ... Her anlarını kameraya almak isterdim...
Sevgilerimle.

hayal kahvem dedi ki...

Sevgili Aylardan Şubat

Bu hisli yazınızı okuyunca o kadar duygulandım ki anlatamam. İnanın bir solukta okudum. Çok sevdim. Aslında yazınızı okurken, yorum yazarken şunları şunları yazsam diye düşündüğüm pek çok şey vardı. Amaa.. Aylardan Şubat, yazınızdaki o sıcak çikolata davetiniz var ya beni bitirdi..

Afedersiniz acaba var mı sizde biraz daha sıcak çikolata peki?
Yarın size uğrasam sözgelimi...
Kaldı mı? Of! Olumsuz bir şey söylemeyin olur mu?

O değil de Aylardan Şubat, nefis bir yazı yazmışsınız, yürekten kutladığımı bilmelisiniz.
Sevgiler.

Aylardan şubat dedi ki...

Aşk olsun Hayal Kahvem size ne zaman olumsuz bir şey söyledim:)
Hımm, bir de Momentos' un kitabını getirirseniz harika olur.
Görüşmek dileklerimle...

hayal kahvem dedi ki...

Aylardan Şubat
Size bir sürprizim var. Momentos'tan kendime imzalı kitap isterken bilin bakalım bir imzalı kitap da kime istedim:))Size ve Dilek'e! Yaaa...
Kitaplarınız adınıza imzalanmış elimde... Yaa.. Böyleyken böyle:)

Aylardan şubat dedi ki...

Oleeeeyyyy...Bayılırım taze şiirlere ve şairlere...

Sabahattin Gencal dedi ki...

Merhaba,
"I.Sınıfı Okutmak" başlıklı yazınız 24 Kasım Öğretmenler Günü Özel Sayısında yayınlanacaktır.
Hayırlı günler dileğiyle.

Aylardan şubat dedi ki...

Merhaba Sabahattin Bey,
Teşekkür eder, saygılarımı iletirim.

Sabahattin Gencal dedi ki...

Merhaba,
Damla, 24 Kasım Öğretmenler Günü Özel Sayısı ile yayın hayatına düşüyor.
Bu sayımıza sağladığınız katkı için çok teşekkür ederim.
Katkılarınızın süreceğini, damlanın yurt çapında izlenmesi için yardımcı olacağınızı umuyorum.Hayırlı günler dileğiyle.
Sabahattin Gencal

sihirli dedi ki...

çok keyifli bi yazı,elinize gönlünüze sağlık...

Aylardan şubat dedi ki...

İsminizi çok sevdim Sihirli. Teşekkür ederim yorumunuz için. Sevgiler...